<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?><rss version="2.0"><channel><title>FikraSohbet.Com</title><description>Fikra Sohbet Fikrasohbet Chat Soz Muhabbet mirc Fikralar</description><link>http://www.fikrasohbet.com</link><language>tr-TR</language><item>
<title>imam ile bekci</title>
<link>http://www.fikrasohbet.com/sozler-fikralar/imam_ile_bekci.html</link>
<description>İmam İle bekÇİ İddİaya gİrmİŞler kÖye İlk gelen parlaĞi ben *İkeceĞİm o demİŞ ben *İkeceĞİm neyse kÖye bİr doktor atanmiŞ doktaorda parlakmi parlak İkİ gÜn dayanamamiŞ bekÇİ hemen doktorun odasina bİr mazuatim var doktor bey demİŞ ben parlak hastasiyim sİzde Çok parlaksiniz sİze bİr kere *ayabİlİrmİyİm demİŞ doktor hay hay demİŞ yanlizŞu pencereyİ kapatalimda İÇerİsİ gÖrÜnmesİn bekÇİ hemen pencereyİ kapatmaya gİtmİŞ tam kapatacak doktor kafasini sikiŞtirmiŞ bekÇİnİn pantolonunuda İndİrmİŞ arkadan bunu *İkmİŞ tamda pencerenİn altindan bİzİm İmam geÇİyor bekÇİ baŞlamiŞ dÜdÜĞÜnÜ Çalmaya İmam ssormuŞ hayrola ne yapiyorsun orada hİÇ demİŞ bekÇİ asayİŞ berkemal mİ onu kontrol edİyorum İmam-hastİr lan kİmİ kandiriyorsun sen demİŞ ben o pencereden dÜn akŞama kadar ezan okudum</description>
</item><item>
<title>Bas Agirisi</title>
<link>http://www.fikrasohbet.com/sozler-fikralar/Bas_Agirisi.html</link>
<description>joe, yatak kariyeri başarılarla dolu bir insandır. ancak yaşlandıkça bu meziyeti inanılmaz bir baş ağrısı yüzünden durmuştur. sağlığı ve aşk hayatı, çekilmez bir hal aldığında tıbbı bir yardıma ihtiyacı olduğunu fark eder.
kapı kapı, doktor doktor gezdikten sonra problemini çözebilecek bir uzman hekim bulur kendine;
"- size bir iyi, bir de kötü bir haberim var." der doktor.
"- doktor, önce iyi haberi duymak istiyorum."
"- sizi baş ağrınızdan kurtarabilirim."
"- peki, kötü haber nedir doktor bey?"
"- Çok nadir görülen bir durumdur. söylemesi zor ama hadım edilmeniz gerekiyor. cinsel organınız, omurganızın alt kısmına baskı yapıyor ve bu baskı sizde dayanılmaz bir baş ağrısı yaratıyor. bu baskıdan kurtulmanın tek yolu erkeklik organınızı almak."
joe bu haber karşısında şok olur ve morali çok bozulur. kendi kendine sorar;
" - ne yapsam acaba. erkeklik organım alınırsa ben nasıl yaşarım. kimin için yaşarım. el içine nasıl çıkarım!"
cevap vermek için fazla düşünmez ve başka bir şansı olmadığı için bıçak altına yatmaya karar verir.
hastaneden taburcu olduğunda;
" - oh be! dünya varmış. kurtuldum şu lanet ağrıdan" diye derin bir nefes alır, ancak üstünde önemli bir parçasının eksik olduğunu hisseder. caddede yürürken farklı bir kişi olduğunu sezinler. yeni bir başlangıç yapmaya ve yeni bir hayata başlamaya karar verir. bir erkek giyim mağazasının önünden geçerken vitrinde duran bir takım elbiseye takılır gözleri.
" - İşte tam aradığım takım elbise!" der ve dükkâna girer.
tezgâhtara;
" - yeni bir takım elbise istiyorum" der.
tezgahtar joe\yu söyle tepeden tırnağa bir süzer ve;
" - bir bakalım. 44 beden!" der.
joe gülerek;
" - kesinlikle doğru, nerden anladınız?"
" - bu benim işim."
joe takım elbiseyi dener. Üstüne cuk diye oturur. joe aynada kendisine hayran hayran bakarken, tezgâhtar sorar;
" - yeni bir gömlek de ister misiniz?"
joe bir kaç saniye düşündükten sonra;
" - elbette" der.
tezgâhtar joe\ya şöyle bir bakar;
" - kol numarası 34 ve 16 numara yarım yaka."
joe şaşırır;
" - kesinlikle doğru nerden anladınız?"
" - bu benim işim!"
joe gömleği giydi. evet, gömlek süper olmuştur. yakasını aynada düzeltirken tezgâhtar sorar;
" - yeni ayakkabıya ne dersiniz?"
" - evet lütfen. bir de ayakkabılarınıza bakayım"
tezgâhtar joe\nun ayaklarına bakarak;
" - evet...9-1/2... e."
joe iyiden iyiye afallar;
" - İnanamıyorum bir bakışta kaç numara ayakkabı giydiğimi nasıl anladınız? vallahi bravo!"
tezgâhtar;
" - efendim. bu benim işim."
joe ayakkabıları da giyer. gerçekten de ayakkabılar cillop gibi oturur ayaklarına. Şöyle dükkân içerisinde bir tur atarken tezgâhtar sorar;
" - beyefendi vallahi jilet gibi oldunuz! size bir tane de şapka veriyim ben!"
joe aynaya bakarak;
" - heyt ulan be façayı o biçim düzdüm." diye içinden geçirir ve " - evet bir de şapka bakayım kendime!" der tezgâhtara.
tezgâhtar joe\nun kafasına bakarak;
" - eveeeeet...7-5/8."
joe dumur üstüne dumur yaşamış bir şekilde tezgâhtara;
" - evet..doğru..nerden bildiniz?" diye sorar.
tezgâhtar iyiden iyiye havaya girmiş bir şekilde;
" - bu benim işim efendim" der.
Şapka da süper oturmuştur kafasına.
" - vayyy beee, ulan ben neymişim beee. ulan ben var ya ben..." diye düşünürken tezgâhtar yine sorar;
" - size bir tane de don verelim efendim."
joe bir kaç saniye düşünür ve;
" - tamam! hemen bana en fiyakalı donlarınızdan getirin!" der.
tezgahtar geri adim atarak "eveeeeet..36 beden!" der.
joe gülerek;
" - İlk defa yanıldınız. ben 18 yaşımdan beri 34 beden giyiyorum!" der.
tezgâhtar kafasını sallayarak;
" - hayır..size 34 olmaz. erkeklik organınızı sıkıştırır ve omurganıza basınç yapar, bu da dayanılması güç bir baş ağrısı çekmenize sebep olur!..."</description>
</item><item>
<title>Aci</title>
<link>http://www.fikrasohbet.com/sozler-fikralar/Aci.html</link>
<description>büyük bir ormanda büyük bir fil küçücük bir karıncaya aşık olur. küçük karınca ilk başta razı gelmez.ama uzun bir nazdan sonra kabul eder ve aralarında büyük bir aşk başlar. fakat küçük karıncanın annesi siz ayrı dünyaların hayvanlarısınız der ve karşı gelir. karınca ne yapsa annesine fili kabul ettiremez ve sonunda büyük gerçeği açıklar;
annecim eğer bana acımıyorsan karnımdaki file acı.</description>
</item><item>
<title>Hirsiz</title>
<link>http://www.fikrasohbet.com/sozler-fikralar/Hirsiz.html</link>
<description>temel ile dursun parasizliktan ne yapacaklarini sasirmislardir. sonunda dursun temele:
dursun
- ula temel hacen biz neden banka soymuyoruz? kisa yoldan koseyi doneriz.
temel:
- ula hakkattende guzel fikir.
neyse bunlar planlarini yaparlar. artik her sey hazirdir. bankayi soyarlar eve gelirler.
dursun:
- ula temel sayalim mi ne kadar para var?
temel paralara soyle bir bakar, cok para var en az 3 gunlerini alacak. dursuna:
temel
- ula dursun bu kadar parayi saymak uzun surer biz en iyisi yarin bir gazete alalim orda yazar ne kadar para oldugu.</description>
</item><item>
<title>Peki Agam</title>
<link>http://www.fikrasohbet.com/sozler-fikralar/Peki_Agam.html</link>
<description>köyün ağasının oğlu temel komşu köyün ağasının kızına sevdalanır. temelin babası, amcaları toparlanıp komşu ağanın kızını istemeye giderler. karşılama faslından sonra pazarlık başlar. kızın babası aç gözlü olduğu gibi kızı vermeye de pek niyeti yoktur. İşi yokuşa sürmeye başlar:
"5 inek, 1 boğa isterim."
karşı taraf kızı almaya kararlıdır. "veririz ağam."
"100 baş da koyun isterim."
"veririz ağam."
"dere boyundaki 5 tarlanızdan birini isterim."
"veririz ağam."
kızın babası iyice bastırır:
"6 metre altın kordon isterim."
oğlan tarafı birbirine bakar:
"onu da veririz ağam."
kızın babası kendince son darbeyi vurur:
"damatta 30 santimlik alet isterim." deyince oğlanın babası, amcaları yerlerinde şöyle bir kımıldanıp birbirlerine bakıp kaş göz ederler. temelin babası derin bir nefes alıp cevabı yapıştırır:
"kestİrİrİz be aĞam !"</description>
</item><item>
<title>Almanya Yolunda</title>
<link>http://www.fikrasohbet.com/sozler-fikralar/Almanya_Yolunda.html</link>
<description>bir gün temel ve dursun bakmışlar türkiyede iş yok almanyaya gitmeye karar vermişler ama ceplerinde para yok... o zamanlarda almanyaya hayvanlar bedava gidiyolarmış, bunlarda neleri varsa satıyolar ve bir inek kostümü alıyolar. temel öne dursunda arkaya geçiyor ve gümrüğe gidiyolar gümrükteki memur bunları bir test edeyim diyor ve ineğin önüne bi tomar saman getiriyor
-sen gerçek ineksen bu samanları yersin diyor. temel mecburen yiyor ondan sonra memur bir kova su getiriyor
-eger sen gerçek ineksen bunu içersin diyor ve temel içiyor.. memur bu sefer bi tomar taze ot getiriyo ve ineğin önüne koyuyor temel mecburen yiyor... artık temel şişiyor ve bir lokma bir şey yiyemez hale geliyor. ama bu sırada temel başlıyor gülmeye. dursun merak ediyor. soruyor
-ula temel neden gülirsen. temel de cevap verir
-memur bizim gerçek inek olup olmadığımızı anlamak için bir tane öküz getiriyor...</description>
</item><item>
<title>Kafiyesi Yok Ama</title>
<link>http://www.fikrasohbet.com/sozler-fikralar/Kafiyesi_Yok_Ama.html</link>
<description>idrisle dursun, kahvede ayri masalarda hafif sıkkın oturuyorlar.
idris sesleniyor:
- bana "ayran" desene...
- ayran!
- uyy, ben da senun karuna hayran!
fena halde bozulan dursun, biraz sonra idrise sesleniyor:
- bana "gazoz" desena...
- gazoz...
- uyy, ben da senun karini öptum...
idris, dudak büküyor:
- bu söylediğunun kafiyesi yoktur...
dursun sözü bagliyor:
- kafiyesi yoktur ama asli vardur!</description>
</item><item>
<title>Vergi temel</title>
<link>http://www.fikrasohbet.com/sozler-fikralar/Vergi_temel.html</link>
<description>bizim temel uluslararası ekonomi toplantısına katılır... devletin topladığı vergi dağılımını tartışırlar... konuşmacılardan biri amerikalı, biri avrupalı, biri de temel.. ortaya bir fikir atılır...
-halktan toplanan vergiler nasıl dağılım yapılacak. amerikan vatandaşı söz alır:
-bizim amerikada önce yere bir çizgi çizeriz ve sonra topladığımız vergileri havaya atarız... Çizginin soluna düşen paraları halka hizmet olarak geri veririz, sağ tarafta kalan devlete kalır, yatırım yaparız... derken avrupalı söz alır ve:
- bizim avrupada başka ama ona benzer bir uygulama yaparız... Önce yere bir daire çizeriz... halktan toplanan vergileri havaya atarız. dairenin dışında kalan halka hizmet olarak geri döner, dairenin içine düşenleri devlet harcamalarına kullanırız... sıra bizim temele gelir ve başlar anlatmaya:
-ula uşaklar ne güzel anlattunuz. keşke bizda sizun çirkefluklerunuzi değil da habu çalışkanluğunuzi alsak... İnanun bizum öyle bir uygulamamız yok... bizde daha kısa oluyi... bi kere öyle yere çizgi çizmezuk... bizde hükümet halktan toplar vergileri... atar havaya. yere düşenleri kendilerine harcama yaparlar... havaya kalanlar halka hizmet olarak geri döner...</description>
</item><item>
<title>Baba Acisi</title>
<link>http://www.fikrasohbet.com/sozler-fikralar/Baba_Acisi.html</link>
<description>temel yolda giderken İdrise rastlar. İdrisin yüzü asık morali çok bozuktur.
- hayudur İdrus ne olaki ?
- ha uşağım babamı kaybettuk acimuz büyiktir.
- amanin pederun genç idu neden ölduki ?
- sorma temel evin palkonina çıkmiş idu oradan düşti .
- uyyy yere duşti öldi ha ?
- yok pastanenin tentesine denk geldu havalandi yay fabrikasının bahçesine duşti.
- vah yazuk bahçede mi öldi ?
- yok oradaki yaylardan zıpladi elektrik tellerine duşti .
- amanin elektrik çarpıldida mi öldi ??
- yok oradan da zıpladi baktık ölmeyi çektik vurduk oni ...</description>
</item><item>
<title>bin</title>
<link>http://www.fikrasohbet.com/sozler-fikralar/bin.html</link>
<description>bir gün temel ile dursun uçak ta gidiyorlarmış. birden uçak arızalanmış ve denize düşmüs. bunlar yüzerek bi adaya çıkmışlar.
oradaki kabile reisi
- sizi öldürmem gerek, bizim adetlerimiz böyle
demiş.
- ama sizi affedicem fakat bi şartla
demiş.
- Şafaktan gün batımına kadar bana adadan 1000 çeşit meyve toplayıp geleceksiniz ancak öyle affederim sizi
demiş.
bunlar sabah çıkmışlar akşama doğru temel gelmiş.
reis
- olum ben sana 1000 çeşit meyve dedim sen bana 1000 tane erik getirmişsin ama seni affedebilirim bu 1000 tane eriği teker teker *ötüne sokacaksın.
temel başlamış sokmaya 1,10,100,999 derken birden gülmeye başlamış
reis
- ne oldu 1 tane kalmıştı
demiş.
temel
- ne yapıyım karşıdan dursunu gördüm 1000 tane karpuzla geliyor
demiş...</description>
</item> 
</channel>
</rss>